Yeni Keynesyen ve Post Keynesyen iktisat arasındaki farklar nelerdir?
Sizin İçin Seçtik: Nefretin eş anlamı nedir ?
Ekonomi literatüründe bazı tartışmalar vardır ki, dışarıdan bakınca “aynı kitabın farklı baskıları” gibi görünür ama içine girdikçe aslında bambaşka dünyalar açılır. Yeni Keynesyen ve Post Keynesyen iktisat arasındaki farklar nelerdir? sorusu da tam olarak böyle bir ayrım. İlk bakışta ikisi de Keynes’ten besleniyor gibi durur. Ama işin içine biraz girince biri daha “temiz matematik, düzenli model, merkez bankası dostu” bir çizgiye yaklaşırken, diğeri daha “gerçek dünya karmaşık, belirsizlik yönetilemez, sistem kusurludur” diyen daha asi bir damar gibi durur.
Açık konuşayım: İkisini de okuduğunda biri sana “ekonomi kontrol edilebilir” hissi verir, diğeri ise “kontrol dediğin şey zaten bir illüzyon” diye yüzüne bakar.
İzmir’de yaşayan biri olarak şunu söyleyebilirim: Bu iki yaklaşım arasındaki fark, Alsancak’ta düzgün planlı bir kentsel proje ile Kemeraltı’ndaki kaotik ama yaşayan düzen arasındaki fark gibi.
Yeni Keynesyen iktisat: Düzen, model ve merkez bankası uyumu
Yeni Keynesyen iktisat, klasik Keynesyen düşüncenin modernize edilmiş ve matematikle cilalanmış hali gibi durur. Temel iddiası şudur: Piyasalar her zaman mükemmel çalışmaz çünkü fiyatlar ve ücretler “yapışkandır” (stickiness).
Bu ne demek?
Fiyatlar bir anda her şeye uyum sağlayamaz. Ücretler hemen düşmez. İnsanlar hemen işten çıkarılmaz. Dolayısıyla ekonomi kısa vadede dengesizlik yaşayabilir. Buraya kadar herkes tamam der.
Ama Yeni Keynesyen yaklaşımın farkı şu noktada ortaya çıkar: Bu dengesizlikleri açıklarken her şeyi matematiksel modeller içine sıkıştırmaya çalışır. Yani “gerçek hayat karmaşık ama biz onu denkleme dökeriz” yaklaşımı.
Burada biraz eleştirel konuşmak gerekiyor.
Çünkü bu yaklaşımın en güçlü olduğu yer aynı zamanda en kırılgan olduğu yer: varsayımlar.
Yeni Keynesyen yaklaşımın güçlü yönleri
Yeni Keynesyen iktisadı tamamen çöpe atmak haksızlık olur. Çünkü bazı güçlü tarafları var:
Birincisi, merkez bankalarıyla uyumlu çalışır. Faiz politikaları, enflasyon hedeflemesi gibi modern ekonomik araçları anlamlandırmak için oldukça kullanışlıdır.
İkincisi, krizleri “geçici sapmalar” olarak ele alır. Yani sistemin tamamen çöktüğü değil, sadece raydan çıktığı varsayılır.
Üçüncüsü, politika yapıcılar için pratiktir. Bir merkez bankası başkanının sabah kahvesiyle okuyup “tamam, bu modeli uygularız” diyebileceği türden bir çerçeve sunar.
Ama burada kritik soru şu:
Gerçek ekonomi gerçekten bu kadar düzgün çalışıyor mu?
Yeni Keynesyen yaklaşımın zayıf yönleri
İşte burada işler biraz geriliyor.
Yeni Keynesyen yaklaşım, çoğu zaman gerçek dünyayı basitleştirmekle eleştirilir. İnsan davranışlarını rasyonel varsayımlara fazla yaslar. Oysa İzmir’de bile insanlar sabah kahvesini “maksimum fayda” için değil, çoğu zaman “canım istedi” diye alır.
Bir diğer sorun, finansal krizleri açıklamakta yetersiz kalabilmesidir. 2008 krizi gibi büyük şoklar, sadece “geçici fiyat katılığı” ile açıklanamayacak kadar derindir.
Şöyle bir soru sormak lazım:
Eğer modeller bu kadar doğruysa, neden krizleri önceden göremediler?
Bu soru genelde rahatsız eder ama kaçınılmazdır.
Post Keynesyen iktisat: Karmaşa, belirsizlik ve gerçek dünya ısrarı
Post Keynesyen iktisat ise işin biraz daha “gerçek hayat can yakar” tarafında durur.
Burada temel fikir şudur: Ekonomi asla tam olarak dengede değildir ve hiçbir zaman tamamen öngörülebilir olmaz. Belirsizlik sistemin bir hatası değil, doğrudan özelliğidir.
Bu yaklaşım daha az steril, daha az “ders kitabı düzeninde” ama daha fazla gerçek hayat kokar.
Post Keynesyenler için ekonomi, sürekli akan, değişen, psikolojik ve kurumsal faktörlerle şekillenen bir süreçtir.
Ve açık konuşmak gerekirse, bu yaklaşım bazen fazla rahatsız edici derecede gerçektir.
Post Keynesyen yaklaşımın güçlü yönleri
En büyük güçlerinden biri, gerçek dünya belirsizliğini ciddiye almasıdır.
İnsanların her zaman rasyonel olmadığını kabul eder. Beklentilerin sürekli değiştiğini, kurumların ekonomiyi şekillendirdiğini vurgular.
Ayrıca finansal sistemin kırılganlığını daha net görür. Bankacılık krizleri, borçlanma döngüleri, spekülatif balonlar bu yaklaşımda merkezde yer alır.
Bir başka önemli nokta: Tarihsel bağlamı önemser. Ekonomiyi sadece formüllerle değil, yaşanan olaylarla birlikte okumayı savunur.
Şöyle bir soru burada ortaya çıkar:
Ekonomiyi sadece denklemlerle anlamaya çalışmak, insan davranışını gerçekten açıklayabilir mi?
Post Keynesyen yaklaşımın zayıf yönleri
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Necdet Ünüvar'ın eşi kimdir ?
Ama bu yaklaşım da kusursuz değil.
En büyük eleştirilerden biri, Yeni Keynesyenlere göre daha az “formel” olmasıdır. Yani matematiksel modelleme daha sınırlıdır. Bu da bazı akademik çevrelerde “daha az kesin” olarak görülmesine neden olur.
Ayrıca politika önerileri bazen daha geniş ama daha az net olabilir. “Şunu yaparsak ekonomi düzelir” demekten çok “şu yapıyı değiştirmeliyiz” gibi daha sistemik öneriler sunar.
Bu da karar vericiler için her zaman kolay değildir.
Ama belki de mesele tam olarak budur: Kolay olmaması.
Yeni Keynesyen ve Post Keynesyen iktisat arasındaki farklar nelerdir? karşılaştırma
İki yaklaşımı yan yana koyduğumuzda tablo oldukça netleşir ama aynı zamanda tartışmalıdır.
Yeni Keynesyen yaklaşım daha çok mikro temellere dayanır, birey davranışlarını optimize eden ajanlar üzerinden modeller kurar. Post Keynesyen ise toplumsal ve kurumsal yapıyı merkeze alır.
Yeni Keynesyen dünya daha “dengeye doğru giden sistem” varsayar. Post Keynesyen dünya ise “denge diye bir şey yok, sadece geçici istikrar anları var” der.
Birisi ekonomiyi tamir edilebilir bir makine gibi görürken, diğeri onu sürekli hareket eden, asla tamir edilip bırakılmayan bir süreç olarak görür.
Burada tartışmayı büyüten asıl mesele şudur:
Ekonomi gerçekten düzeltilebilecek bir makine mi, yoksa sadece yönetilebilecek bir kaos mu?
Politika anlayışı farkı
Yeni Keynesyen yaklaşımda merkez bankaları kahraman gibidir. Faiz oranlarıyla ekonomiyi yönlendirebilirler.
Post Keynesyen yaklaşımda ise merkez bankaları tek başına yeterli değildir. Finansal sistemin yapısı, gelir dağılımı ve borçlanma dinamikleri çok daha belirleyicidir.
Bu iki bakış açısı arasındaki fark, birinin “düğmeleri çevirerek sistemi ayarlayabileceğini” düşünmesi, diğerinin ise “sistemin zaten kendi içinde çatlaklarla dolu olduğunu” söylemesidir.
Gerçek dünya testi: krizler
2008 finansal krizi bu tartışmada önemli bir kırılma noktasıdır.
Yeni Keynesyen çerçeve krizleri genellikle dış şoklar veya geçici piyasa aksaklıkları olarak yorumlarken, Post Keynesyen yaklaşım bunu sistemin içsel bir sonucu olarak görür.
Burada rahatsız edici ama önemli bir soru ortaya çıkar:
Eğer krizler sistemin içinden doğuyorsa, o zaman sorun “hatalar” değil sistemin kendisi mi?
Hangisi daha “doğru”? Belki de yanlış soru
Açık konuşmak gerekirse, Yeni Keynesyen ve Post Keynesyen iktisat arasındaki farklar nelerdir? sorusuna tek bir kazanan cevabı vermek kolay değil.
Ama belki de asıl problem zaten “hangi biri doğru?” diye sormak.
Çünkü ekonomi dediğimiz şey, laboratuvar deneyinden çok sokak deneyimi gibi. İzmir’de yağmur yağınca trafik nasıl değişiyorsa, tüketici davranışı da aynı derecede öngörülemez.
Yeni Keynesyen yaklaşım düzeni sever, model kurar, sistemi sadeleştirir.
Post Keynesyen yaklaşım ise karmaşayı kabul eder, sistemi olduğu gibi anlatmaya çalışır.
Birisi haritaya bakar, diğeri şehri yürüyerek öğrenir.
Son düşünceyi zorlayan sorular
Şimdi biraz rahatsız edici sorular:
Ekonomiyi anlamak için onu basitleştirmek mi daha doğru, yoksa karmaşıklığı olduğu gibi kabul etmek mi?
Modeller bizi gerçeğe mi yaklaştırıyor, yoksa gerçeğin keskin köşelerini mi törpülüyor?
Ve en önemlisi: Ekonomi dediğimiz şey gerçekten kontrol edilebilir mi, yoksa sadece yönetiliyormuş gibi mi yapıyoruz?
Bu soruların net cevabı yok. Ama belki de ekonomi zaten net cevaplar vermek için değil, doğru soruları sormak için var.
“Neo-Keynesyen iktisat nedir” konusunu beğendiyseniz Partypark sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.