Kayseri’de Bir Kasap Dükkanında Başlayan Soru: Nuar Dananın Neresi?
O sabah Kayseri’de hava alışılmadık şekilde sessizdi. Sokaklar ne tamamen boştu ne de kalabalık; sanki şehir kendi içine kapanmıştı. Ben de o sessizliğin içinde, elim cebimde, kasap dükkânının önünde duruyordum. İçeri girmem gerektiğini biliyordum ama nedense ayaklarım ağırlaşmıştı. Sanki sadece et almak için değil, kendimle yüzleşmek için oradaydım.
Kapıyı açtığımda o tanıdık karışık koku yüzüme çarptı. Taze et, soğuk hava, metal tezgâhlar… Hepsi birbirine karışmıştı. Kasap ustası beni görür görmez başıyla selam verdi. Elindeki bıçağı tezgâha bıraktı.
Ben ise elime aldığım küçük kâğıdı açtım. Üzerinde tek bir cümle vardı: “Nuar dana alınacak.”
Ama işte sorun da burada başlıyordu.
Nuar dananın neresi olduğunu bilmiyordum.
Kasap Tezgâhında Sessiz Bir Çıkmaz
Kasap bana baktı. Bekliyordu. Ben ise sanki çok basit bir şey soracakmış gibi boğazımı temizledim.
“Abi… nuar dananın neresi?”
Bir an durdu. Kaşlarını hafif kaldırdı. Sonra kısa bir gülümseme geldi yüzüne. Ama o gülümseme alaycı değildi, daha çok alışkanlık gibiydi. Bu soruyu daha önce defalarca duymuş gibiydi.
“Arka but tarafı,” dedi. “Dana etinin en düzgün yerlerinden biri. Yağsız, sinirsiz sayılır.”
Ama ben o açıklamayı duysam da anlamamış gibiydim. Çünkü benim kafamda başka bir şey vardı. Etin anatomisi değil, kendi hayatımın anatomisi.
İçimdeki ses o anda konuşmaya başladı.
İçimdeki taraf şöyle diyordu: “Bu kadar basit bir şeyi bile bilmiyorsun. Hayatın ne kadarını gerçekten biliyorsun?”
Bir an utandım. Sadece bir et parçasını değil, sanki kendi eksikliğimi sormuşum gibi hissettim.
Et Parçasından Fazlası: Bir Öğrenme Anı
Kasap eti hazırlarken ben tezgâhın önünde bekledim. O sırada etin kesilişini izliyordum. Bıçak her indiğinde, sanki hayatın bir katmanı daha açılıyordu. Nuar dana dedikleri şey, aslında dana butunun iç kısmından çıkan, oldukça temiz ve düzgün bir parçaymış.
Ama o bilgi bile içimdeki boşluğu doldurmuyordu.
Çünkü mesele nuar dananın neresi olduğu değildi aslında. Mesele, neden bu kadar basit bir şeyi bilmediğimi düşünmemdi.
Kayseri’de büyümüş biri olarak etle iç içe bir hayatım olmuştu aslında. Sofralar, mangallar, bayramlar… Ama demek ki hep tüketmişim, hiç öğrenmemişim.
Kasap paketi uzatırken “Afiyet olsun” dedi.
Ben teşekkür ettim ama içimden bir şey kırılmış gibiydi.
İçimdeki Sessiz Çatışma
Dışarı çıktığımda soğuk hava yüzüme vurdu. Poşeti elimde tutarken yürümeye başladım. Adımlarım ağırdı.
İçimdeki mühendis tarafı konuşuyordu:
“Bu bilgi basit. İnternetten bakardın. Nuar dana, anatomik olarak butun iç kısmı.”
Ama içimdeki duygusal taraf susmuyordu:
“İnsan bazen bilmemeyi büyütür. Sadece et değil bu. Hayatın bazı parçalarını da geç öğreniyorsun.”
O an kendime kızdım. Ama aynı anda kendime acıdım da.
Çünkü bu soru, sadece bir mutfak meselesi gibi değildi artık.
Ev Mutfağında Yalnız Bir Akşam
Bugün “Nuar Dananın neresi” konusunu daha yakından inceleyerek merak edilen detaylara değineceğiz.
Eve döndüğümde mutfak sessizdi. Annem o gün evde yoktu. Kayseri’de evin sessizliği biraz daha ağır olur; duvarlar bile konuşur gibi hissedersin.
Poşeti tezgâha bıraktım. Nuar dana paketini açmadım hemen. Bir süre sadece baktım.
Sonra o an geldi.
Birden çocukluğuma gittim.
Hatırladığım Eski Sofralar
Babamın sofrada oturuşu geldi aklıma. Et piştiğinde yüzünde oluşan o hafif memnuniyet. Annemin “iyi pişsin” diye defalarca kontrol ettiği tencereler.
O zamanlar kimse “Nuar dananın neresi?” diye sormazdı. Çünkü et, sadece yemekti. Parçalanmazdı, analiz edilmezdi.
Ama ben büyüdükçe her şeyin adını öğrenmeye başlamıştım. Ve isim öğrendikçe, sanki hissi kaybetmeye başlamıştım.
Bıçağı elime aldım. Eti kesmeye başladım. Ama aklım başka yerdeydi.
Bir Kesitin İçinde Kaybolmak
Etin liflerini gördükçe kasapta duyduğum cümle aklıma geldi: “Arka butun iç kısmı.”
Ne kadar basit bir cümleydi.
Ama ben o basitliği içimde büyütüyordum.
Çünkü hayatımda ilk kez bir et parçası bana bu kadar şey düşündürüyordu.
“Ben neyi bilmiyorum?” diye sordum kendi kendime.
Cevap yoktu.
Bir Arkadaşın Sorduğu Soru Her Şeyi Değiştiriyor
Bir gün sonra arkadaşım aradı. Aynı kasap mevzusunu anlattım.
Güldü.
“Ya bu kadar büyütme, nuar dana işte, butun içi.”
Ama onun gülüşü bana iyi gelmedi.
Çünkü mesele et değildi artık.
Ben ona şunu söyleyemedim:
“Ben aslında kendi hayatımı bilmiyorum gibi hissediyorum.”
O yüzden sustum.
Sessizliğin İçinde Büyüyen Düşünce
Telefonu kapattıktan sonra uzun süre tavana baktım. Kayseri’nin soğuk gecesi camlardan içeri sızıyordu.
İçimdeki ses tekrar konuştu:
“İnsanlar basit görüyor. Ama sen her şeyi fazla düşünüyor olabilirsin.”
Ama başka bir ses hemen karşılık verdi:
“Ya fazla düşünmek değilse? Ya gerçekten eksiksen?”
İşte o an en zor kısım başladı.
Kendime net bir cevap verememek.
Nuar Dana Bir Et Değil, Bir Hatırlatma Gibi
Ertesi gün yeniden mutfağa girdim. Bu sefer daha sakinim.
Eti pişirirken artık onu sadece bir gıda olarak görmüyordum. Sanki bana bir şey anlatıyordu.
Nuar dana, dana butunun iç kısmıydı evet. Ama benim için artık başka bir şey olmuştu.
Geç öğrenilen şeylerin ağırlığıydı.
Kendimi Anlamaya Çalışırken
İçimdeki duygusal taraf yumuşadı:
“Her şeyi bilmek zorunda değilsin.”
Ama içimdeki mühendis hâlâ direniyordu:
“Bilgi eksikliktir ve eksiklik giderilmelidir.”
Bu iki ses arasında sıkışıp kaldım.
Ama ilk kez şunu fark ettim: ikisi de haklıydı.
Küçük Bir Parça, Büyük Bir Farkındalık
Yemeği tabağa koyduğumda, bu kez acele etmedim.
Bir lokma aldım.
Ve düşündüm.
Belki de “Nuar dananın neresi?” sorusu bana etin yerini değil, kendi yerimi soruyordu.
Hayatta nerede durduğumu, neyi bildiğimi, neyi hep geç öğrendiğimi…
“Nuar Dananın neresi” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Partypark olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.
Son Bir Bakış: Eksiklikle Barışmak
O akşam Kayseri’nin soğuğu yine camlara vuruyordu. Ama içimde garip bir sıcaklık vardı.
Nuar dana artık sadece bir kasap terimi değildi.
Bir farkındalık olmuştu.
Kendime ilk kez kızmak yerine anlamaya çalıştım.
Çünkü bazen insan en basit sorularda bile kendini bulur.
Ve bazen bir kasap tezgâhı, bir insanın iç dünyasını açan en beklenmedik yer olur.