İçeriğe geç

Karadeniz ne meşhur ?

“Karadeniz ne meşhur” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Partypark olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.

Karadeniz ne meşhur? İstanbul’da yaşayan birinin gözünden uzun bir yol hikâyesi

Yine bir Partypark içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Karadeniz ne meşhur”.

İstanbul’da yaşayan biri olarak Karadeniz benim için biraz “kaçış planı” gibi bir şey. Haftanın ortasında ofiste Excel dosyaları arasında sıkışmışken, aklıma bir anda Karadeniz geliyor. Sanki biri kulağıma fısıldıyor: “Hadi, yağmur var, sis var, çay var.” Sonra kendime soruyorum: Karadeniz ne meşhur? Sadece yemek mi, doğa mı, yoksa insanın içine işleyen o başka hava mı?

Bu sorunun cevabı tek bir listeye sığmıyor aslında. Çünkü Karadeniz dediğin şey, sadece bir bölge değil; biraz duygu, biraz alışkanlık, biraz da insanın içini rahatlatan bir dağ rüzgârı gibi.

Karadeniz ne meşhur? Doğayla başlayan hikâye

Ofiste masa başında otururken dışarıya baktığımda gri betonlar görürüm. Karadeniz’i düşündüğümde ise zihnimde tamamen başka bir ekran açılır: yemyeşil dağlar, sisin arasından çıkan evler, yolun kenarında durup çay içen insanlar…

Karadeniz denince ilk akla gelen şey kesinlikle doğasıdır. Çünkü orada doğa sadece “arka plan” değildir, hayatın kendisidir.

Yeşilin bin tonu

Bir gün Rize’ye gittiğimde şunu fark etmiştim: “Yeşil” dediğimiz şey aslında tek bir renk değilmiş. Orada yeşil sabah başka, öğlen başka, yağmur sonrası bambaşka görünüyordu.

İçimden geçirmiştim: “İstanbul’da bir ağaca bakıp ‘yeşil işte’ diyoruz ama burası resmen renk dersi veriyor.”

Dağlar ve sis

Karadeniz’de dağlar sadece yükselmez, adeta konuşur gibi durur. Sis ise bazen öyle bir iner ki, sanki dünya sessize alınmış gibi olur.

O an insanın aklına garip bir soru geliyor: “Ben şehirde mi yaşıyorum yoksa sürekli acele eden bir düşüncenin içinde mi?”

Karadeniz ne meşhur? Yemek meselesi biraz ciddi

Gelelim en tehlikeli kısma: yemekler. Çünkü Karadeniz mutfağına girince “diyet” kelimesi otomatik olarak sistemden siliniyor.

Bir arkadaşım Karadeniz’e ilk gittiğinde bana şöyle demişti:

“Kanka ben orada kilo vermeye gittim, 3 kilo alıp döndüm. Çünkü her şey ya tereyağlı ya mısır unlu ya da ikisi birden.”

Haklıydı.

Hamsi: küçük ama etkisi büyük

Karadeniz denince hamsiyi atlamak mümkün değil. Hamsi sadece bir balık değil, adeta bir kültür unsuru.

İstanbul’da bir restoranda hamsi yediğimde “güzel” diyebilirim. Ama Karadeniz’de yediğimde olay değişiyor. Sanki balık değil de denizin kendisi tabağa gelmiş gibi.

Mıhlama (kuymak) ile tanışma anı

İlk kez mıhlama yediğimde yaşadığım şey tam olarak şuydu:

“Bu peynir mi, yoksa mutluluk mu?”

Kaşık uzuyor, peynir uzuyor, iç sesim uzuyor… Bir noktada şunu düşündüm: “Ben artık eski ben değilim.”

Laz böreği ve tatlı sürprizler

İsmi börek ama tatlı olan şeyler vardır ya, işte Karadeniz mutfağı biraz öyle sürprizlerle dolu. İlk ısırıkta beynin kısa bir reset atıyor.

“Bu nasıl börek?” sorusu havada asılı kalıyor.

Karadeniz ne meşhur? İnsanları anlatmadan olmaz

Doğayı ve yemekleri konuştuk ama Karadeniz’i asıl Karadeniz yapan şey insanlar. Bunu İstanbul’dan bakınca daha net fark ediyorum.

İstanbul’da insanlar genelde hızlı konuşur, hızlı yürür, hızlı düşünür. Karadeniz’de ise hız var ama başka bir ritim var. Daha içten, daha direkt, daha gerçek.

Bir seferinde Trabzon’da bir esnafla konuşuyorum. Adam bana çayı uzatıp dedi ki:

“Otur hele, acele yok.”

İçimden geçen:

“İstanbul’da bunu desek trafik kilitlenir.”

Samimiyet meselesi

Şunları da İnceleyin: Karadelikler ölür mü ?

Karadeniz insanının samimiyeti biraz filtresiz. Ne düşünüyorsa onu söylüyor. Bu bazen şaşırtıyor ama çoğu zaman rahatlatıyor.

Çünkü büyük şehirde en çok eksikliğini hissettiğimiz şeylerden biri bu: netlik.

Karadeniz ne meşhur? Kültür, müzik ve biraz da hüzün

Karadeniz müziği dinlediğimde hep aynı şey oluyor: bir yandan içim kıpırdıyor, bir yandan da sanki uzak bir şeyi özlüyorum.

Bu hissi tarif etmek zor. İstanbul metrosunda kulaklıkla Karadeniz ezgisi dinlerken bir anda camdan dışarı bakıyorum ve şunu düşünüyorum:

“Ben nereye yetişmeye çalışıyorum?”

Horon ise ayrı bir dünya. Dışarıdan bakınca sadece dans gibi görünür ama içine girince tempo değişir. Ayaklar hızlı, kalp hızlı, düşünceler bile hızlı.

Horon ve topluluk hissi

Horonda tek başına kalamazsın. Bu bile başlı başına bir mesaj gibi: “Birliktesin.”

Modern şehir hayatında giderek unuttuğumuz bir şey bu.

Karadeniz ne meşhur? Günlük hayatla bağ kurunca

İstanbul’da çalışırken bazen çok basit şeyler bile ağır geliyor. Trafik, toplantılar, yetişmeyen işler… Böyle zamanlarda Karadeniz’i hatırlıyorum.

Geçen hafta ofiste bilgisayar başında 6 saat rapor hazırladım. Akşam eve dönerken metroda şunu düşündüm:

“Şu an Karadeniz’de olsam muhtemelen bir yerde çay içiyor olurdum.”

Ve sonra kendime güldüm. Çünkü bu düşünce bile insanı biraz rahatlatıyor.

Karadeniz ne meşhur? Turizmden öte bir deneyim

Karadeniz’e giden çoğu kişi “gezdim geldim” der ama aslında orası biraz daha fazlasıdır. Çünkü orada zaman farklı akar.

Bir gün yaylada otururken telefon çekmediğini fark ediyorsun. İlk başta sinir bozucu geliyor. Sonra garip bir rahatlama başlıyor.

İç ses:

“Demek ki her şeyi hemen bilmek zorunda değilim.”

Yaylalar ve sessizlik

Yaylada sessizlik İstanbul’daki gibi rahatsız edici değildir. Tam tersine, sanki bir şeylerin yerine oturduğunu hissedersin.

Rize yaylalarında otururken düşündüğüm şey çok basitti:

“Hayat bu kadar mıydı, yoksa ben mi gereksiz büyütüyorum?”

Karadeniz ne meşhur? Gelecek ve değişim

Karadeniz değişiyor. Turizm artıyor, şehirleşme ilerliyor, insanlar daha çok geliyor. Ama bu değişim bazen endişe de yaratıyor.

Kendi kendime soruyorum:

“Acaba Karadeniz’in o eski sakinliği korunabilecek mi?”

Bir yandan gelişim kaçınılmaz, bir yandan da doğanın o saf hali çok değerli.

İstanbul’dan bakınca Karadeniz’in anlamı

İstanbul’da yaşayan biri olarak Karadeniz benim için sadece bir tatil rotası değil. Aynı zamanda bir denge noktası gibi.

Bazen şehir çok gürültülü geliyor, bazen insanlar çok hızlı. O anlarda Karadeniz’i düşünmek bile zihni yavaşlatıyor.

Çünkü orası bana şunu hatırlatıyor: Hayat sadece koşmak değil, bazen durmak da bir seçenek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet yeni adresitambet girişbonus veren bahis siteleribetexper güncel