İçeriğe geç

Göç terimi nedir ?

Göç Terimi Nedir? Bir İzmirli Genç Gözünden

Bazen düşündüğümde, hayatın ne kadar garip olduğunu fark ediyorum. Özellikle şu “göç” terimi, ne zaman aklıma gelse, sanki koskoca dünya sadece bir sabah uyanıp eşyalarını toplayıp başka bir yere taşınacakmış gibi geliyor. Ama tabii, öyle bir şey yok. Sadece bu terimi duyduğumda kafamda canlanan görüntüler, biraz farklı oluyor. Hani “göç” deyince, insanın gözünde canlanan ilk şeyler bir miktar dramatik ve derin olabilir, değil mi? Mesela, bir insanın toprağını terk etmesi, yeni bir yeri kabullenmesi falan… Ama ben İzmir’de 25 yaşında, her şeye biraz da esprili yaklaşan biri olarak, göçün anlamını biraz daha farklı şekillerde algılıyorum.

Hadi gelin, bu terimi biraz mizahi ve yaratıcı bir biçimde ele alalım.

Göç: Sadece Bir Yerden Bir Yere Gitmek Değil

Göç, basit bir şekilde “bir yerden başka bir yere taşınma” olarak tanımlanabilir. Ama kim demiş sadece fiziksel olarak yer değiştirmek olduğunu? Olay, biraz daha derin. Kimi zaman, taşındığınız yerle ilişkiniz, yalnızca coğrafi bir mesele olmaktan çıkıp, bir kültürün, bir düşünce tarzının, hatta bir kimliğin değişmesine de dönüşebilir.

Bir sabah uyanıp, ‘Vallahi ben de İzmir’i terk ediyorum, hadi hayırlısı’ diyecek kadar kararlı olabilirsiniz ama sonrasında halini bir düşünün. Arka planda şöyle bir sahne canlanabilir:

Ben, 25 yaşında, hala annemin evinden ayrılmayan bir evlat olarak, “göç” kavramını en yakın arkadaşımın evinden ayrılacakken hissetmiştim. Bunu yaptım mı? Yapmadım. Ama gitmeye karar verdiğimde bile, sanki karşımda bir dağ varmış gibi hissediyordum. Nasıl bir dağ mı? Yaşamda hala ertelediğim şeylerin dağları.

Bir gün bir yerlere göçtüğümü hayal ediyorum. Ya da belki içsel olarak “göçtüm” bile diyebilirim. İzmir sokaklarında bisikletle ilerlerken bir anda ruhum, beynim, aklım başka bir yere gitmiş gibi hissediyorum. Yani taşınan sadece beden değil, düşünceler de bir noktada göçüyor. O yüzden, ‘göç’ deyince sadece evin kapısını kapatıp başka bir evin kapısını açmak olarak düşünmemek lazım.

“Hadi Göç, Gidiyoruz!” – Kısa Bir İç Ses Konuşması

Evet, bir gün bir yere göçtüm diyelim. Benim için oldukça absürt ve komik bir senaryo olsa da, bu tam olarak bir gün başıma gelebilir. Bu arada, kafamda hep şu düşünceler var:

“Tamam, İzmir’den gideceğim. Ama gitmek ne demek? Nereye gideceğim? Göçün yeni bir başlangıç olacağı ne kadar doğru? Neden herkes “yenilik” diyor? Bunu düşünmeli miyim? Yoksa düşünmemeli miyim? Gerçekten… nereye gidiyorum?”

İç sesim burada devreye giriyor:

İç Ses: “Vallahi ne kadar da kafa karıştırıcı bir şey! Git ama ne olursa olsun, ‘Nereye gidiyorsun?’ sorusu sana sonsuza kadar sorulacak. O yüzden gitme, kal burada. Yani İzmir’den başka nereye gidilir ki?”

İşte, bu yüzden bazen gerçekten de bir şeylere göç etmek, bir yerden bir yere gitmek demek olmuyor. Tam tersi, insan kendi iç dünyasında bir yerlere göç edebilir. Belki de göç, bir yerden başka bir yere gitmekten ziyade, bir yerden yeni bir bakış açısına, farklı bir dünyaya doğru kaymak gibi bir şeydir.

“Yok, Benim Göçüm Güzel Olmaz, Gerçekten”

Şimdi kabul edelim, göç terimi söz konusu olduğunda, her şey pembe değil. Hele ki İzmir gibi “ben buradayım, burada kalırım” diyen bir şehirde yaşıyorsanız, göçün kolay bir şey olduğunu düşünmek biraz… naif olur. Evet, belki İstanbul’daki metropol hayata alışmak zor olabilir, ama İzmir’deki “keyifli göç” farklı bir şeydir. Hani “Bodrum’a taşınıyorum” diyorsunuz, bir bakıyorsunuz, tatil köyü havası. Ama gerçek göç nedir? Öyle pahalı evler almak ya da deniz kenarında yaşamak değil! Gerçek göç, içinde derin bir anlam taşıyan bir değişimdir. Öyle kolayca yapabileceğiniz bir şey değil. Her ne kadar dışarıdan baksanız da, bazen içinde kaybolmuş birini görebilirsiniz. Göç ettim mi? Evet, ettim. Ama ruhsal olarak hâlâ “bir yerde takılı kaldım.”

İzmir’in Sokaklarında Göç

Bir sabah yine İzmir’in her köşe başında kahve içmekten bıkmış bir şekilde, kıyıya doğru yürürken, “Vay be!” dedim, “Gerçekten burayı terk edebilir miyim? Hadi gel, bir de şu kafeleri dene. Ama… gidecek misin gerçekten?”

İzmir’de doğmuş, büyümüş biri olarak, bir sabah ‘göç ediyorum’ dediğinizde, daha önce hiç karşılaşmadığınız, ya da sürekli arkanıza bakmaktan kaybolan sokakları keşfetmiş gibi hissedersiniz. Gitmek… o kadar kolay mı? Gitmeye karar veriyorsunuz ama, sanki hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi. Taşındığınız şehirdeki dondurma dükkânından bahsederken, eski İzmir’in hisleri geliyor aklınıza. Öyle değişim, öyle bir göç değil yani bu… Bu, biraz daha takılı kalmak gibi.

Ama göç etmek yalnızca fiziksel değil, bazen ruhsal bir yolculuktur. İzmir’in sokaklarında kaybolduğumda hissettiğim şey işte tam olarak bu: Göç, bir noktada kendini bulma yolculuğudur.

Sonuç: Göç, Fakat Kimlik Meselesi

Sonuç olarak, göç terimi sadece bir şehirden bir şehire taşınma değil. Eğer biraz daha derinlemesine düşünürsek, göç kelimesi aslında bir kimlik değişimini de işaret eder. Öyle bir noktaya gelirsiniz ki, bazen yaşadığınız yerin, içinde yaşadığınız kültürün, sizin kimliğinize ne kadar etki ettiğini fark edersiniz. İşte bu an, gerçek bir göçtür. Çünkü ne kadar istediğinizi bilseniz de, kimlik ve yaşam tarzı bir yerden başka bir yere taşındığında, kendinizle yüzleşirsiniz.

Ama şu unutulmasın: Göç etmek, aslında sadece başkalarının yapması gereken bir şey değil. İnsanın bazen kendi iç yolculuklarına göç etmesi gerekir. Bu yolculuk, şehri değiştirmekle, yer değiştirmekle falan ilgisi olmayan bir şeydir. Zaten hepimiz bazen hayatımızda “yeni bir yere” göç etmek istiyoruz. Sadece her zaman nerede olursak olalım, içsel bir yer vardır ki orada hala eski benliğimizle takılı kalırız.

Bunu göç olarak kabul etmek gerek mi? Bilmiyorum. Ama bence, göç; bazen bir şehri terk etmek, bazen de kendi kimliğimizle yeniden barışmaktır.

İç Ses: “Bence senin göçün burada, İzmir’de!”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet yeni adresihttps://partytimewishes.net/bonus veren bahis siteleribetexper güncel